Salı, Eylül 30, 2014

Gülay Öztürk- Radyo Hicret Ehli

Canlı Yayını Takip Edip, Sohbet Kayıtlarını Dinleyebileceğiniz Yeni Web Sitemizi Ziyaret Edebilirsiniz....

Gül yüzlüm özlemim bitmiyor Sana

su sıcak çöllerde bir kum tanesi Olsaydım ayağın bassaydın bana Gözyaşım vuslatın son bahanesi Gül yü...

“Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.

  Allah Teala buyurdu ki; ‘Ey Ademoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden umduğun sürece, işlediğin gün...

KALPTE NE VARSA YANSIYAN ODUR

  Ahlâk kalbin içindeki şeylerin dışa yansımasıdır. Herkes davranışları ile fıtratında gizlenen sıfa...

Rabbim affetsin bizleri ... Aminn!

  Bunca ezanlar okunuyor, ama nedense çoğu duymuyor..ALLAH (cc): "Namaz farzdır, kılın." diyor..İnsanl...

  • Gülay Öztürk- Radyo Hicret Ehli

    Pazartesi, 07 Temmuz 2014 00:00
  • Gül yüzlüm özlemim bitmiyor Sana

    Çarşamba, 29 Ağustos 2012 13:03
  • “Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.

    Pazartesi, 06 Ağustos 2012 11:09
  • KALPTE NE VARSA YANSIYAN ODUR

    Pazartesi, 06 Ağustos 2012 10:49
  • Rabbim affetsin bizleri ... Aminn!

    Pazartesi, 06 Ağustos 2012 10:05
Yazı Font
KUR'AN AHLAKI YENİ DOĞAN BİR ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?‏

YENİ DOĞAN BİR ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?‏

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 

İnsanın sıcak bir yuva kurmasının gayelerinden biri de çocuk sahibi olmaktır. Zira Hz. Peygamber’in (s.a.v) ifadesiyle çocuk, semeretü’l-kulûb (kalplerin meyvesi) ve kurretü’l-ayn’dır (gözün nuru). Onları helal kazançla beslemek, okutmak, terbiyeli ve ahlâklı yetiştirmek, zamanı gelince uygun bir eşle evlendirmek, onları sevmek, dua etmek, koruyup kollamak, iyi birer insan olmaları için gerektiği kadar ilgilenmek, anne-babaların başlıca vazifelerindendir. Bu görevler silsilesinin ilk basamağını onlara vereceğimiz isimler oluşturur.
İslam âlimleri ismi kimin koyacağı hususunda bazı tavsiye ve önerilerde bulunmuşlar ve öncelikle hak sahibi olanın baba olduğunu beyan etmişlerdir. Şayet baba ölmüş ise bu hakkı kullanma yetkisi annenindir. Çocuğa isim verme hakkını annenin kullanmasının en güzel örneği yetim olarak dünyaya gelmiş olan Sevgili Peygamberimiz’e (s.a.v) “Muhammed” adının annesi Amine Hatun tarafından verilmesidir.

İSMİN MANASI GÜZEL OLMALI

Konulacak ismin güzel bir manasının olması, İslam inancına ve hükümlerine uygun olması gerekir. Anlamı İslamî akideye uygun olmayan, dinin yasakladığı bir anlam taşıyan isimlerin çocuklara verilmesi uygun değildir. Hz. Peygamber (s.a.v) yeni Müslüman olanların şirk dönemindeki isimlerini değiştirmez, genellikle aynen bırakırdı. Ancak bu isimler arasında manası çirkin veya Allah’tan başkasına kulluğu ifade edenler varsa, mesela müşriklerin taptığı putlardan biri olan Uzza’nın kulu anlamındaki Abdüluzza ve benzeri isimleri genellikle, Allah’ın kulu manasında Abdullah veya Rahman’ın kulu manasında Abdurrahman gibi isimlerle değiştirirdi. “Allah katında isimlerin en güzeli Abdullah ve Abdurrahman’dır” hadisi (Buharî, Edeb) isim koyma hususunda İslam’ın genel prensibini belirlemektedir.

KÖTÜ İSİMLER BAZEN KADERE TEVAFUK EDER

Osmanlı’nın kuruluş dönemlerinde yaşamış olan büyük alim ve mutasavvıf İbn Melek konunun önemini şöyle anlatır: “Sünnet-i seniyyeye göre kişinin çocuğu ve sorumluluğu altındakiler için güzel isimleri tercih etmesi gerekmektedir. Zira kötü isimler bazen kadere tevafuk eder.” Ayrıca isim sahibi psikolojik olarak hayatını farkına varmadan, adının taşıdığı anlam doğrultusunda yönlendirebilir.

YENİ DOĞAN BİR ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?

İslam’da çocuğa genellikle doğduğu gün veya gece isim verildiği gibi, doğumunun üçüncü veya yedinci gününde ad konulmaktadır. Rasulullah (s.a.v) oğlu İbrahim dünyaya gelince “Bu gece bir oğlum doğdu; ona ceddim İbrahim’in adını verdim.” (İbn Sad, et-Tabakatü’l-Kübrâ) buyurmuşlardır. Dinimizde yeni doğan bir çocuğa aşağıda vereceğimiz hususların uygulanması müstehap olarak görülmüştür:
• Yeni doğan çocuğa süt vermeden evvel ağzına yumuşatılmış hurma gibi tatlı bir şeyler sürülür.
• Çocuğa doğunca veya doğumu müteakip yedinci günü adı konur.
• Çocuğun ismini ilmiyle âmil, ehli salih bir zata koydurmak iyidir. Ashab-ı kiram çocuklarına isimlerini Peygamber Efendimiz’e verdirmeyi tercih etmişlerdir.
• Çocuk isim koyacak kişinin kucağına verilir. Kişi abdestli bir şekilde kıbleye döner, önce sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okur ve üç kere çocuğun sağ ve sol kulaklarına ismini tekrar eder.
• Çocuğa isim koyduktan sonra hayır duada bulunulmalıdır. Peygamber Efendimiz: “Ya Rabbi bu çocuğu hayırlı ve salihlerden eyle ve onun güzel bir şekilde yetişmesini sağla” diye dua etmiştir.

İSMİN KUR’AN’DA GEÇMESİ ŞART MI?

Halkımız arasında çocuklara konacak isimlerin mutlaka Kur’an’da geçmesi gerektiği gibi yanlış bir inanış hakim. Hadislerden de anlaşıldığına göre Efendimiz evlatlarımıza güzel ve anlamlı isimler koymamızı tavsiye ediyor. Ancak bir ismin güzel olması için onun mutlaka Kur’an-ı Kerim’de olması gerekmez. Çünkü Kur’an’da şeytan, iblis, Karun, Haman, Ebu Leheb gibi isimler de var.
Mesela günümüzde kız çocuklarına yaygınca verilen “Aleyna” diye bir isim var. Manasına bakılmaksızın, kulağa hoş geliyor, Kur’an’da da geçiyor diye bu ismi kız çocuklarına koyuyorlar. Halbuki “aleyna” kelimesi “bizim üzerimize olsun” anlamına gelen bir ifadedir. Kur’an’da geçiyor diye çocuklara bir mana ifade etmeyen böyle isimlerin verilmesi doğru değildir.

Tabi bu ismin bir de yabancı dillerden, örneğin İbranice kız ismi olan “İlena”, İngilizce söylenişiyle, “Aleine” den alınma ihtimali de var. Çocuğa verilecek ismin onun hayat çizgisinde büyük bir önemi haiz olduğunu düşünerek, kendi dînî inancımıza, kültürümüze, örf, adet ve geleneklerimize uygun ve güzel bir anlamı olan isimler vermeye dikkat etmeliyiz.

BİZDEN HABERLER

 

Merhamet, şefkat etmek, acımak, bağışlamak anlamlarına gelmektedir. Hadis-i şerifte; (Allahü teâlâ merhameti yüz parçaya ayırdı. Doksan dokuzunu kendi katında alıkoydu. Yeryüzüne bir tek parça indirdi. Bu bir parça yüzünden mahlukat birbirine merhamet ederler) buyuruluyor.

Yeryüzündeki bütün mahlukat, kendi yavrusuna, evladına bu bir merhametin zerresi ile acımakta, şefkat göstermektedir.

Evlada merhamet etmek ise, sadece onu büyütmek, yemesine, içmesine bakmak, giydirmek değildir. Esas merhamet, onu Cehennem ateşinden korumak, sonsuz saadete kavuşturmaktır.

Merhamet, doktorun hastasına acıması gibi olmalıdır. Merhametli doktor, hastasını iyileştiren, onu yakalandığı hastalıktan kurtarandır. Bir annenin, babanın evladına şefkati, merhameti de, doktorun merhameti gibi olmalıdır. Namaz kılmayan çocuğa acımamak, yardım etmemek, yani bu hastalığın çaresine bakmamak, hiç merhamet olur mu? Aslında buradaki merhamet gibi görünen şey, merhametsizliktir. Bu şekilde davranan ana-babalar, çocuklarını perişan etmektedirler. Bu hâl, ameliyata giden çocuğa, annesi acıdığı için gizli yemek yedirmesine benzemektedir.

Bir anne-baba, eğer evlatlarına, İslamiyet’in, din büyüklerinin sevgisini veremiyorsa, böyle anne-babalar, çocuklarının en baş düşmanı olmaktadırlar. Nefsine düşkün olan yani çocuklarını nefsi için seven anne ve babalar, çocuklarının en büyük düşmanı durumundadırlar.

Bu sebeple her anne-baba, çocuklarını, din büyüklerinin yanına götürmeli, onlarla ehl-i sünnet alimlerinin kitaplarını okumalı, okutmalı ve çocuklarını yanlarından ayırmamalı, kötü yayınlardan, arkadaşlardan korumalıdırlar. Anne-babalar, yerine göre, çocuklarının abisi, babası, ablası, annesi olmalıdır. Çocukları, iyi, salih kimselerle görüştürmeli, böyle yerlere gitmeye alıştırmalıdır. Her anne-baba çocuğuna; “Aman evladım, ne sen kendini yak, ne de beni yak! Çünkü evladın yaptığı, ana-babaya da gitmektedir. Allahü teâlâ korusun, kendin gidersen beni de götürürsün. Yani bu kadar emekler boşa gider. Çünkü anneye ve babaya, evladın yaptığı her şey, misliyle yazılır. İyilik yaparsan iyilik, kötülük yaparsan kötülük yazılır” demelidir.

Çocukların temiz kalbleri, kıymetli bir cevher ve temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi hasıl olur. Çocuklara iman, Kur’an ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Bu saadette anaları, babaları ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmazsa, bedbaht olurlar. Yapacakları her fenalığın günahı, ana, baba ve hocalarına da verilir. Tahrim suresinin 6. âyet-i kerimesinde mealen; (Kendinizi, evlerinizde ve emirlerinizde olanları ateşten koruyunuz!) buyurulmaktadır.

 

Salı, 30 Eylül 2014  
5. Zilhicce 1435

Radyo Cinar

Facebook

Namaz Vakitleri

Ülke :
Bölge :

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün12009
mod_vvisit_counterDün10791
mod_vvisit_counterBu Hafta34364
mod_vvisit_counterGeçen Hafta104045
mod_vvisit_counterBu Ay374820
mod_vvisit_counterGeçen Ay349133
mod_vvisit_counterTümü4831489