Cumartesi, Temmuz 26, 2014

Gülay Öztürk- Radyo Hicret Ehli

Canlı Yayını Takip Edip, Sohbet Kayıtlarını Dinleyebileceğiniz Yeni Web Sitemizi Ziyaret Edebilirsiniz....

Gül yüzlüm özlemim bitmiyor Sana

su sıcak çöllerde bir kum tanesi Olsaydım ayağın bassaydın bana Gözyaşım vuslatın son bahanesi Gül yü...

“Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.

  Allah Teala buyurdu ki; ‘Ey Ademoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden umduğun sürece, işlediğin gün...

KALPTE NE VARSA YANSIYAN ODUR

  Ahlâk kalbin içindeki şeylerin dışa yansımasıdır. Herkes davranışları ile fıtratında gizlenen sıfa...

Rabbim affetsin bizleri ... Aminn!

  Bunca ezanlar okunuyor, ama nedense çoğu duymuyor..ALLAH (cc): "Namaz farzdır, kılın." diyor..İnsanl...

  • Gülay Öztürk- Radyo Hicret Ehli

    Pazartesi, 07 Temmuz 2014 00:00
  • Gül yüzlüm özlemim bitmiyor Sana

    Çarşamba, 29 Ağustos 2012 13:03
  • “Allah’ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin.

    Pazartesi, 06 Ağustos 2012 11:09
  • KALPTE NE VARSA YANSIYAN ODUR

    Pazartesi, 06 Ağustos 2012 10:49
  • Rabbim affetsin bizleri ... Aminn!

    Pazartesi, 06 Ağustos 2012 10:05
Yazı Font
KUR'AN AHLAKI YENİ DOĞAN BİR ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?‏

YENİ DOĞAN BİR ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?‏

Kullanıcı Değerlendirmesi: / 12
ZayıfEn iyi 

İnsanın sıcak bir yuva kurmasının gayelerinden biri de çocuk sahibi olmaktır. Zira Hz. Peygamber’in (s.a.v) ifadesiyle çocuk, semeretü’l-kulûb (kalplerin meyvesi) ve kurretü’l-ayn’dır (gözün nuru). Onları helal kazançla beslemek, okutmak, terbiyeli ve ahlâklı yetiştirmek, zamanı gelince uygun bir eşle evlendirmek, onları sevmek, dua etmek, koruyup kollamak, iyi birer insan olmaları için gerektiği kadar ilgilenmek, anne-babaların başlıca vazifelerindendir. Bu görevler silsilesinin ilk basamağını onlara vereceğimiz isimler oluşturur.
İslam âlimleri ismi kimin koyacağı hususunda bazı tavsiye ve önerilerde bulunmuşlar ve öncelikle hak sahibi olanın baba olduğunu beyan etmişlerdir. Şayet baba ölmüş ise bu hakkı kullanma yetkisi annenindir. Çocuğa isim verme hakkını annenin kullanmasının en güzel örneği yetim olarak dünyaya gelmiş olan Sevgili Peygamberimiz’e (s.a.v) “Muhammed” adının annesi Amine Hatun tarafından verilmesidir.

İSMİN MANASI GÜZEL OLMALI

Konulacak ismin güzel bir manasının olması, İslam inancına ve hükümlerine uygun olması gerekir. Anlamı İslamî akideye uygun olmayan, dinin yasakladığı bir anlam taşıyan isimlerin çocuklara verilmesi uygun değildir. Hz. Peygamber (s.a.v) yeni Müslüman olanların şirk dönemindeki isimlerini değiştirmez, genellikle aynen bırakırdı. Ancak bu isimler arasında manası çirkin veya Allah’tan başkasına kulluğu ifade edenler varsa, mesela müşriklerin taptığı putlardan biri olan Uzza’nın kulu anlamındaki Abdüluzza ve benzeri isimleri genellikle, Allah’ın kulu manasında Abdullah veya Rahman’ın kulu manasında Abdurrahman gibi isimlerle değiştirirdi. “Allah katında isimlerin en güzeli Abdullah ve Abdurrahman’dır” hadisi (Buharî, Edeb) isim koyma hususunda İslam’ın genel prensibini belirlemektedir.

KÖTÜ İSİMLER BAZEN KADERE TEVAFUK EDER

Osmanlı’nın kuruluş dönemlerinde yaşamış olan büyük alim ve mutasavvıf İbn Melek konunun önemini şöyle anlatır: “Sünnet-i seniyyeye göre kişinin çocuğu ve sorumluluğu altındakiler için güzel isimleri tercih etmesi gerekmektedir. Zira kötü isimler bazen kadere tevafuk eder.” Ayrıca isim sahibi psikolojik olarak hayatını farkına varmadan, adının taşıdığı anlam doğrultusunda yönlendirebilir.

YENİ DOĞAN BİR ÇOCUĞA NASIL İSİM VERİLİR?

İslam’da çocuğa genellikle doğduğu gün veya gece isim verildiği gibi, doğumunun üçüncü veya yedinci gününde ad konulmaktadır. Rasulullah (s.a.v) oğlu İbrahim dünyaya gelince “Bu gece bir oğlum doğdu; ona ceddim İbrahim’in adını verdim.” (İbn Sad, et-Tabakatü’l-Kübrâ) buyurmuşlardır. Dinimizde yeni doğan bir çocuğa aşağıda vereceğimiz hususların uygulanması müstehap olarak görülmüştür:
• Yeni doğan çocuğa süt vermeden evvel ağzına yumuşatılmış hurma gibi tatlı bir şeyler sürülür.
• Çocuğa doğunca veya doğumu müteakip yedinci günü adı konur.
• Çocuğun ismini ilmiyle âmil, ehli salih bir zata koydurmak iyidir. Ashab-ı kiram çocuklarına isimlerini Peygamber Efendimiz’e verdirmeyi tercih etmişlerdir.
• Çocuk isim koyacak kişinin kucağına verilir. Kişi abdestli bir şekilde kıbleye döner, önce sağ kulağına ezan, sol kulağına ise kamet okur ve üç kere çocuğun sağ ve sol kulaklarına ismini tekrar eder.
• Çocuğa isim koyduktan sonra hayır duada bulunulmalıdır. Peygamber Efendimiz: “Ya Rabbi bu çocuğu hayırlı ve salihlerden eyle ve onun güzel bir şekilde yetişmesini sağla” diye dua etmiştir.

İSMİN KUR’AN’DA GEÇMESİ ŞART MI?

Halkımız arasında çocuklara konacak isimlerin mutlaka Kur’an’da geçmesi gerektiği gibi yanlış bir inanış hakim. Hadislerden de anlaşıldığına göre Efendimiz evlatlarımıza güzel ve anlamlı isimler koymamızı tavsiye ediyor. Ancak bir ismin güzel olması için onun mutlaka Kur’an-ı Kerim’de olması gerekmez. Çünkü Kur’an’da şeytan, iblis, Karun, Haman, Ebu Leheb gibi isimler de var.
Mesela günümüzde kız çocuklarına yaygınca verilen “Aleyna” diye bir isim var. Manasına bakılmaksızın, kulağa hoş geliyor, Kur’an’da da geçiyor diye bu ismi kız çocuklarına koyuyorlar. Halbuki “aleyna” kelimesi “bizim üzerimize olsun” anlamına gelen bir ifadedir. Kur’an’da geçiyor diye çocuklara bir mana ifade etmeyen böyle isimlerin verilmesi doğru değildir.

Tabi bu ismin bir de yabancı dillerden, örneğin İbranice kız ismi olan “İlena”, İngilizce söylenişiyle, “Aleine” den alınma ihtimali de var. Çocuğa verilecek ismin onun hayat çizgisinde büyük bir önemi haiz olduğunu düşünerek, kendi dînî inancımıza, kültürümüze, örf, adet ve geleneklerimize uygun ve güzel bir anlamı olan isimler vermeye dikkat etmeliyiz.

BİZDEN HABERLER

Gönül Yüce ALLAH’a iman edip, O’nun sevgisiyle mamur olunca, en kıymetli cevher, en kudsî yer olur. Bu iman ve sevgi ona öyle bir hatır kazandırır ki, haksız yere onu incitenin düşmanı Yüce ALLAH olur. ALLAH, mümin kulunun gönlüne özel bir değer vermiştir. Onun değerini düşürenden hesabını sorar. Bu hep böyle olmuştur.
Onun için gönül yıkmak, Kâbe’yi yıkmaktan daha tehlikelidir. Bir gönül yapmak ise Kâbe’yi yeniden yapmaktan daha kıymetli, sevaplıdır.
Büyük veli Yunus Emre gönlü ne güzel tarif etmiş:
Gönül Çalab’ın tahtı/Çalap gönüle baktı. İki cihan bedbahtı/Kim gönül yıkar ise…
Evet; gönül yıkmak Kâbe’yi yıkmaktan daha tehlikelidir. Bir gönül yapmak ise Kâbe’yi yeniden inşa etmekten daha sevaptır. Kâbe’yi Halil İbrahim Peygamber taş ile inşa etmiştir. Ona “Beyt-i Halilî: Dostun Yaptığı Ev” derler. Mümindeki gönül kâbesini ise Yüce ALLAH nurlarıyla kuşatıp, aşk ve sevgisiyle süslemiştir. Ona da “Beyt-i Celilî: Yüce ALLAH’ın Yaptığı ev” derler. İkisinin de hakkı ve hatırı vardır. Ancak müminin hatırı öndedir, ona karşı koruyacağımız haklar daha çoktur. Bunu bizzat Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz, Kâbe’yi tavaf ederken şöyle ifade buyurmuştur:
“Sen ne güzelsin, kokun da ne hoştur! Sen ne kadar büyüksün; hürmetin de çok büyüktür! ALLAH’a yemin olsun ki, müminin hürmet ve kıymeti senin hürmetinden daha büyüktür. Şüphesiz ALLAHu Tealâ sende bir şeyi haram kıldı; seni haram bölgesi yaptı. Fakat müminin üç şeyini haram kıldı; malını, kanını ve şerefini… Bir de müminin hakkında kötü zan beslemeyi yasakladı.” (İbnu Mace, Tabaranî, Beyhakî, Heysemî)

Gönüle girmenin yolu sevgi ve inceliktir, nezakettir. Sert ve kaba insanların bir gönüle girmesi düşünülemez. Gönül sevgi dilinden anlar; bu dilden konuşmayana kulağını tıkar, kapısını kapar. Nefis mala mansıba meyleder, mide yemeği bulunca keyfeder, fakat gönül sevgiden başkasına iltifat etmez. Onu korkutarak da kazanamayız.
Bunun için, gönülleri ALLAH sevgisiyle buluşturmak için görevli bütün peygamberler en güzel sıfat ve ahlâkla insanlığın önüne çıkarılmışlardır. Onlar ince ruhlu, güzel huylu, sevgi yüklü, samimi, edepli, cömert ve mert kimselerdir. Onların izinden giden ve hakka daveti üstlenen ALLAH dostları da aynı güzel sıfatlarla gönülleri fethetmişler ve onlara ilâhi sevgiyi aşılamışlardır.
Yüce ALLAH, Rasulü Hz. Muhammed s.a.v.’e gönüllere girmenin ve onları hak yolda bir araya getirmenin ancak rahmet, merhamet, bağışlama ve sevgi ile olabileceğini şöyle bildirmiştir:
“Rasulüm, ALLAH’tan bir rahmet ile onlara yumuşak davrandın. Şayet sen kaba davranışlı ve katı yürekli olsaydın, hiç şüphesiz onlar etrafından dağılıp giderlerdi. Şu halde onları affet, bağışlanmaları için dua et, bir iş yaparken kendileriyle istişare yap.” (Âl-i İmran, 159)

Cumartesi, 26 Temmuz 2014  
28. Ramazan 1435

ÖZEL FM

Facebook

Namaz Vakitleri

Ülke :
Bölge :

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün4672
mod_vvisit_counterDün8113
mod_vvisit_counterBu Hafta84547
mod_vvisit_counterGeçen Hafta134649
mod_vvisit_counterBu Ay345369
mod_vvisit_counterGeçen Ay340784
mod_vvisit_counterTümü4055842